Haluk Acil’den yani bilenen adıyla Haluk Levent’ten bahsetmek gerekirse ;
26 Kasım 1968’de Adana’da doğan Haluk Levent.Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği, Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Programcılığı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Muhasebe bölümünde olmak üzere eğitim görmüştür. Ailesinin maddi durumunun yetersiz olmasından dolayı okullarını yarıda bırakmak zorunda kalıyordu.1992 yılında barlarda çalışmış ve bu dönemlerde Yıldıray Gürgen ile tanışmıştır. Bu tanışma Levent’in albüm kalitesini artırmasında olumlu olmuştur. Albüm ve müzik çalışmaları 3 yıl gibi bir sürede meyvesini vermiş ve ‘Yollarda’ adlı albümünü çıkarmıştır. İlk albümden sonra ikinci albümü ‘Bir Gece Vakti’ 1 milyon satışa yaklaşmıştır. Ardından üçüncü albümü olan ‘Arkadaş’ piyasaya çıkmıştır. Sanatçı uzun süre peşini bırakmayan bir ticaret davasından dolayı 1997’de 9 ay ceza evinde kalmıştır.Cezası bittikten sonra da 18 ay askerlik yapmak için çok az vakti vardı. Askere gitmeden önce ‘Yine Ayrılık’ adlı albümünü çıkardı. Sanatçı askerliğini bitirdikten sonra da birçok başarılı albüme imza atmıştır. En çok dinlenen parçası 2010 yılında çıkardığı ‘Hacivat Karagöz’ olmuştur. Fakat kaset satışlarında pek bir etki görülmemiştir. Haluk Levent’in Eda adında bir kızı vardır.
Haluk Levent bu yazıyı şarkı hakkında konuşulan polemikleri bitirmek için yazmış :
“ Son dönemlerde Elfida şarkısı üzerinden çok konuşuldu. Polemiklere girildi. Hala Twitter’da Elfida’nın bir genç kız olduğu vs. türlü türlü şeyler söyleniyor. Bu konuya açıklık getirmek istedim. Birincisi Elfida ismi sonradan verilmiş bir isim. Adı Beyzanur kızımızın. 4 yaşlarındayken tanıştım bu kızımızla. Babası Murat Çelik bir emekçiydi. Kızın amansız hastalıkla mücadele için Cerrahpaşa Tıp Fakültesine gidiyordum. Doktorlarla görüşüyordum. Detayları burada anlatmak istemiyorum ama çok uğraştık. “
Şarkının hikayesi :
Elfida Beyzanur isimli bir kız çocuğuna yazılmış.Bir gün doktorların odasındaydım ve doktorlardan biri bana dedi ki: ” Haluk Bey, bu kızı gözden çıkartın. ” Yanımda da müzisyen arkadaşım Emrah Aydoğdu var. Emrah, ” Gözden çıkarılan kadın anlamı Osmanlıca’da Elfida.” dedi. Belki tam birebir anlamı olmuyordu ama bir kavram olarak çok uyuyordu. Tabi biz birbirimize sarılıp ağladık. Gerçekten Beyzanur’u çok seviyordum.Ve oturdum şarkıyı yazdım. Sevgili Emrah Aydoğdu da elinden geleni yaptı. Sözlerinde düzenlemeleri yaptık ve Ömer Faruk Güney’in de müziği vardı. Bu şekilde Beyzanur’un son günlerinde ona şarkıyı söylüyordum ama kendisi olduğunu bilmiyordu Elfida olarak biliyordu. Tabi küçük bir çocuktu son zamanlarında 8 yaşındaydı.O dönem de şirketlerim batmış, sözlerdeki ” Omzumda iz bırakma yüküm dünyaya yakın ” şunu ifade etmek içindi. Ya zaten dünya kadar batmışım, sıkıntılıyım, Beyzacığım ne olur bari sen gitme demek içindi. O sözlerdeki ” Yüzyıllardır sarılmamış kolların ” cümlesi,anne ve babası gece gündüz nöbetteydiler. Beyzanur’un kırılganlığından hasta yatağından dolayı sarılamıyorlardı. Gerçekten sarılabildiklerini görmedim.” Sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu ” sözleri ise Beyzanur’un gerçekten hep yağmurlu gözleri vardı hayata tutunmaya çalışan… O dönemde hastane personeline Bakırköy’de bir konser verdim. Beyzanur’a iyi baksınlar diye onların gecesine katıldım. O gece evden başka bir yere kaldırılan Beyzanur’u kaybettik. Ardından anne ve babasından rica ettim. Yıllardır Beyzanur’un babasıydınız. Evet kızımızı kaybettik. Lütfen bir çocuk daha yapın dedim. Aradan bir yıl geçti beni aradılar. Haluk Abi bir kız çocuğumuz oluyor. “ Adını Elfida koyun. “ dedim ve kızları oldu. Adı Elfida. Şu anda o Elfida belki de 8-9 yaşlarında ve bir okulda okuyor. Ablasının ismini taşıyor.Bu şarkıyı o dönemlerde söylerken birçok kişi söyledi. Ben bu şarkıyı ticari amaçla kullanmak ve vermek istemedim ve vermedim de. Bu başka bir şeydi. Bir Akdeniz Akşamları faciası daha yaşamak istemiyordum. Biliyorsunuz Akdeniz Akşamları muazzam bir şarkıdır aslında. O dönemin bir öyküsüdür ama herkes okuya okuya artık içimizden gelmeyecek hale geldi. Elfida’nın öyle olmasını istemiyordum o çok özel bir şarkıydı ama ben yurtdışındayken benim bilgim dahilinde olmadan Ankara’dan bir müzisyene verilmiş şarkı. Çok üzüldüm ve kızdım. Ailesi beni aradı, çok özür diledim. Vermeme kararı aldık şarkıyı. Burada ailesinin de çok mücadelesi oldu Beyzanur ile ilgili ve tekrar hayata döndürülmesiyle ilgili. Onların acılarını hep paylaşmaya çalıştım. Kısacası Elfida’nın öyküsü bu. Başka hiçbir öyküsü yok. Net, düz, sade…”

Beyzanur’un son bakışı….
“Yorulmuşsun, hakkını almış yılların.”

Ve Elfida.